29/3/2009
uzun bir aradan sonra yeniden burdayım!!!!!
beni gördüğünüze çok sevinmiş olmasanız da size yeni haberler getirdim!!!!
Breaking Dawn-Şafak Vakti
arkadaşlar,!Epsilon Şafak Vakti'nin Nisan ayında çıkacağını söyleyerek biz Twilight saga
hayranlarını coşturmuş bulunuyor!!!
bütün Twilight Saga hayranları Şafak Vakti'nin çıkmasını dört gözle bekliyorlardı.sonunda serinin son kitabı çıkıyor.Bu biraz üzüntü veriyor tabi.Çünkü Şafak Vakti serinin son kitabı.
Neyse,biraz içindekilerden bahsedelim.Bazı kişiler kitabın sonunda James'in yeniden geleceğini ve Edward'ı öldürerek kitabı sonlandıracağını söylüyorlar.Bazı kişiler de buna benzer şeyler söyleyip yüreğimiz ağzımızda dolaşmamıza neden oluyorlar.Ben şaşkınlıktan manyamış bi durumdayım maalesef bunları duyduğumdan beri :D:D.nasıl olsa kitap geliyor ya nisan ayında.artık merakımız artmaya başladı.kafamızdaki yüzlerce soruya bu kitap umarım cevap olur.Şahsen ben Şafak Vakti'nin çıkış tarihiyle ilgili söylenenlerden sonra çıldırdım,akıl hastası olduğumdan şüphelendim:D:D.Biri mayıs diyo biri haziran bile diyo kitabın çıkış tarihi için!!!manyamamak elde edğil bu yüzden!bu tür dedikoduları geride bırakıp artık gerçek çıkış tarihini beklemeye başladık tabi.
Forever Dawn (!)
Evet!Stephenie Meyer ve Forever Dawn!!!Şaşırdınız mı???inanın ben hepinizden daha çok şaşırmıştım duyduğumda!
aslında Twilight,New Moon,Eclipse ve Breaking Dawn tek kitapmış ve o kitap da Forever Dawn.Duyduklarıma göre Stephenie Meyer,bir nedenden dolayı Forever Dawn'ı yazamamış.Ama okurlarına kitabı devam ettireceğine dair söz vermiş.Şuan sözünü ettiğimiz Twilight Saga serisi aslında Forever Dawn'dan ibaret.Normal saga kitaplarıyla arasında çok fark olduğu söyleniyor.ama kesin bir bilgimiz olmadığı için bu kadaarıyla yetiniyorum çünkü yanlış bilgi vermek istemiyorum.
şimdilik bu kadar!yeniden döneceim merak etmeyin...!!!=)=)
Yorum (2)
Yorum yaz!
Kalıcı Bağlantı
21/3/2009
adı:Cahillikler Kitabı
yazarı:John LLoyd-John Mitchinson
yayın:NTV yayınları
Doğru bildiğiniz her şeyi unutun.Çünkü Cahillikler Kitabı,doğru bildiğinizi düşündüğünüz her şeyi unutturuyor.Okuduğunuz zaman ne kadar da cahil bir toplum olduğumuzu düşündürüyor.
Kitaptan Örnekler:
-Dünya'nın 7 tane uydusu vardır.
-Bütün inanlarım 4 burun deliği vardır.
-Maddenin 15 hali vardır.
-38 Osmanlı padişahı vardır.
-Amerika adını Amerigo Vespucci'den değil,Richard Ameryk'ten almıştır.
-Dünyadaki en uzun dağ Mauna Kea'dır.
Yorum (yok)
Yorum yaz!
Kalıcı Bağlantı
21/3/2009
TWILIGHT(ALACAKARANLIK)
Bella Swan eğitim almak için Forks'a gelen bir öğrencidir.Aldığı eğitim sırasında babası Charlie Swan'ın yanında kalmaktadır.Forks'a geldiği ilk günden itibaren bir takım olaylar yaşar.Ve Edward Cullen ile tanışır.Edward bir vampir olmasına rağmen Bella'ya aşıktır.Engellerle dolu hayatlarında Bella ve Edward'ın yaşadıkları ilk olaylar Alacakaranlık'ta anlatılmaktadır.
Kitabın en sevdiğimsözlerinden biri de "The Forbidden Fruit tastes the Sweetest." olmuştur.Alacakaranlık bugüne kadar olan bütün aşk hikayelerini geride bırakarak size olağanüstü bir aşk hikayesini tattırıyor.
Rafların en çok satılanlar listesinde görmeye alıştığımız tek kitap denebilir.

NEW MOON(YENİ AY)
Henüz filmi çıkmamış olan Yeni Ay,
Edward ve Bella arasındaki aşkın gücünü
anlatmaktadır.
Edward'ın gidişinden sonra
hayatı altüst olan Bella,Jacob Black ile yakın bir
arkadaşlık kurar.Bu arkadaşlık Bella'ya Edward'ı unutturamasa da Bella onsuz
yaşayamayacağını anlar ve Alice ile
birlikte Edward'ı aramak için yola
çıkarlar.Yeni Ay'da aşanan olaylar sizi
sürükleyecek ve
kendinizi okumamak için durduramayacaksınız.
ECLİPSE(TUTULMA)

Bella'nın işi Tutulma'da
daha zor;fakat Edward
ve Bella için aşkın anlamı
daha da derin.Bella
yakın arkadaşı Jacob ve Edward arasında bir seçim yapmak zorunda kalır.Bella bu
seçimi yaparken yaşadığı olaylar,üzüntüler anlatılmaktadır tutulma'da...
Son bölümde ise olayların bir kısmı Jacob'ın ağzından anlatılır.Okurken iliklerinize işleyen bu kitap imkansız arkadaşlıkları,zorlu mücadeleleri size hissettirecek.Kimi zaman üzülüp,kimi zaman da güldürecek bir kitap.Sayfalarını merakla çevirecek,olacak olayları yorumlayarak kendinizi bu kitabın içinde hissedeceksiniz.

BREAKİNG DAWN(ŞAFAK VAKTİ)
Serinin dördüncü kitabı Şafak Vakti hakkında kesin bir bilgimiz şua için yok;ancak kitabın İngilizcesi'nden şunları biliyoruz:
Edward ve Bella evlenmişlerdir ve balayına çıkmışlardır.Bu balayı sırasında Bella'nın hamile olduğunu öğrenen Volturi ve arkadaşları doğan çocuğun vampir kuarllarına aykırı olduğunu söylerler.
Bella doğum sırasında çok kan kaybeder ve Edward onu ısırarak vampire dönüştürür.Bu yüzden yeni doğan çocukları Renesmee yarı insan yarı vampir olur.Renesmee'nin yarı vampir olduğunu duyan Volturi onun sonsuza kadar yaşayamayacağını söyler.Edward ve Bella Volturi'yi her ne kadar ikna etse de kötü olaylar edward ve Bella'nın peşini bırakmaz.Serinin dördüncü kitabında vampir olan Bella'nın yaşadıkları Şafak Vakti'nde!Saga serisinin dördüncü ve son kitabı Şafak Vakti'ni merakla bekliyoruz.
Yorum (yok)
Yorum yaz!
Kalıcı Bağlantı
21/3/2009
Adı:Kutsal Kemikler
Yazarı:Michael Byrnes

Yayın:Pegasus Yayınları
Eski bir eser Kutsal Tapınak'tan çalınır.13 İsrail askeri ölür ve Filistinlileer bu kutsal yere yapılan saygısızlık karşısında çok öfkelenir.İki taraf arasındaki gerilim daha da yükselir.Huzursuzluğun kanlı boyutlara ulaşmaması için dedektiflerin zamana karşı
yarışmaları gerekmektedir.
Bu esnada Amerikalı genetik bilimci Charlotte Hennesey ve İtalyan antropolog Giovanni Bersei gizlice Vatikan Şehri'ne çağırılarak tarihin en karanlık sırrını açığa çıkarabilecek olan arkeolojik hazineyi incelemekle görevlendirilirler:Çarmıha gerilme izleri taşıyan yaklaşık 2000 yıllık bir insan iskeleti...
Vatikan güvenlik uzmanı Salvatore Conte'nin her hareketini izlediği Charlotte Hennesey,zamanla yarışarak insanoğlunun inancının temellerini tehdit etmekle olan şaşırtıcı gerçeği ortaya çıkarmak zorundadır.Karşı karşıya olduğu daha acil bir soru ise Vatikan'ın bu bilgilerin ve kendisinin serbest kalmasına izin verip vermeyeceğidir.
okurken meraklanacağınız,meraklanırken de sayfaları hızlıca çevireceğiniz Kutsal Kemikler Da Vinci Şifresi'ne zorlu bir rakip gibi görülüyor.
Yorum (yok)
Yorum yaz!
Kalıcı Bağlantı
18/3/2009
bigün mutlaka benden bıkmanız dileğiyle yeni yazıma başlamak istiyorum 


öğrenciyseniz ve hayattaki tek zevklerinizden biri de bilgisayarsa sizinle aynı şeyleri düşünüyoruz demek ki
bu blogu açtığımda amacım başkalarını bilgilendirmek değildi.yanlış anlamayın,ben bilgilendirme işini pek sevmem bu iş genellikle öğretmenlerindir
amacım benim gibi öğrencilerin düşüncelerini yansıtmak ve öğrenci hayatının zor olduğunu anlatmaya çalışmak.beni hiç tanımayan birisi bunları okusa benim okuldan nefret ettiğimi düşünebilir.tam tersi:okul güzel bi yer,kimi zaman da çok eğlenceli.hele ki sınıfınızda bikaç tahtası eksik kişiler varsa. neyse.artık öğrenci hayatına giriş yapmış bulunuyoruz.
hayatta tam anlamıyla öğrenci olmak için yapmanız gereken şeyler;
1-)ders çalışmak
2-)tekrar yapmak
3-)dersi güzel dinlemek
4-)ders notlarını tutmak(aman kayıp düşmesin :D)
5-)yukarıda belirttiğim herşeyi yapmak :D:D
1. koşul:ders çalışmak
bir öğrenci ders çalışmadan maalesef hiçbişiy yapamaz.ya da en azından ailelerimiz ve öğretmenlerimiz böyle düşünüyo.düzgün ders çalışmanın tek yolu bilgisayardan uzak durmak(imkanı yok!!!),erken yat erken kalk olayı(aslaaa!!!),düzgün ders dinleme(bilemiyorum keyfi olarak gerçekleşen bi olay
),vb. geri kalan kısmı tüm öğrencileri çileden çıkartan kısım :D:D 2.koşul:aileler ne anlar ki!?
tüm öğrencilerin ortak problemi aslında ailelerin özlü sözleri:
"ders çalışmazsan başaramazsın,otur dersini çalış" vs...örnekleri çoğaltabiliriz.nasıl olsa çok fazla :D.aileler gerçekten anlayamıyo çocuklarını.bu kadar zor mudur yaw bu??:D:Danne babalarımıza hak vermek gerek aslında.bizim için endişeleniyorlar.ama bu endişenin takıntıya dönüşmesi hiç iyi olmuyor maalesef.gelecek hakkında endişelenme kısmını neden ailem yerine ben üstlenemiyorum ki??nedense SBS benden çok ailemi korkutuyo.acaba ne yapcak çocuğum,başarabilcek mi??? diye...
3.koşul:öğrenci=...
madem her şey dreslerle ilgili olmak zorunda işte öğrencinin formülü:
öğrenci=ders x (uyku + gündelik işler) / iki kat daha fazla ders - bilgisayarda geçirilen zaman
bu tanım bize göre çok farklı:
öğrenci= no ders x iki kat daha fazla uyku + gündelik işler x(!) bilgisayarda geçirilen zamanın iki katı - ders çalışmanın onda biri
tabi bu tanım biraz hayali olur.gerçeğe dönelim.hayatımızın büyük bi çoğunluğu pc başında olmuyo.daha çok dersle geçiyo.her ne kadar sıkıcı olsa da kabul etmemiz gerekiyo öğrenci olarak...
kim demiş ders çalışmak eğlencelidir diye???cevap:kimse
ders çalışmak eğlenceli olsaydı gökten filler yağardı

...
Yorum (yok)
Yorum yaz!
Kalıcı Bağlantı
17/3/2009
zuhahaha bir kötü haberim var:
yine ben geldim!!gideli çok olmadı gerçi :D
türkiye'de belirli devlet okulları ve özel okullara verilen saçma bir programdan bahsedeceğim
kod adı:DynEd
şaka gibi geliyo kulağa ilk başta.ama sınıfımızın büyük bir çoğunlunun tek derdi DynEd.
sorduğum arkadaşlarım " vaktimiz olmuyorki girelim!","SBS yetmiyodu bi de DynEd çıktı " gibi yorumlar yaptılar.katılıyorum şahsen
ömrümüz zaten ders çalışmak,test çözmekle geçiyor.öğrenciye göre hayatın akışı: kalk,kahvaltı yap,okula git,okuldan dersaneye git,dersaneden eve gel,ders çalış,tekrar yap,test çöz,ödev yap,kitap oku, aaaa saat 11 olmuş bile
bir öğrencinin en az 8 saatlik uykuya ihtiyacı vardır arkadaşım! benim gibi 7'de kalkan bi insan bu programa uyup sadece 7 saat uyuyabiliyo maalesef
bunu da geçtim.nasıl olsa SBS var.okul sınavları,dersane sınavları derken nooldu? aptal DynEd'e vakit kalmadı!ne kadar güzel
öğrenci zaten ders çalışmaktan yoruluyo bide bizden DynEd saçmalığıyla uğraşmamız bekleniyo.insan öğrenci olmaktan da bıkıyo bi yerden sonra.hayatımda sadece 6. ve 7. sınıfta öğrenci olmaktan bu kadar çok bıktığımı hatırlıyorum.aptal DynEd'den vaktim kalmadığı için yazcak bişiy bulamıyorum.yarın veya ertesi gün mutlaka vakit bulup sizi yanlız bırakmamak için yazıcam. şimdilik baybay...
tembel öğrenci
Başak Güzel :D:D
Yorum (1)
Yorum yaz!
Kalıcı Bağlantı
17/3/2009
yine ben!
bigün beni görmekten de bıkacakınız umarım :D:D
bugün tüm ilköğretim 6.7. ve 8. sınıfların kabusu haline gelen SBS'den bahsetmek istiyorum
nedense bunu kabus olarak gören tek kişi ben değilim :D.
SBS konusunda birçok öğrenci SBS'yi kendine göre tanımlıyor,kendi tarzına göre şekillendiriyor.kısacası SBS'ye yeni bir "açılım" getiriyor.hak veriyorum.çünkü dünyada sadece türkiye'de böyle bir sınav sistemi var, ve neredeyse her yıl bu sınav sistemi değiştiriliyor.sitem etmemek elde değil.dünyanın hiçbir ülkesinde öğrenciyi türkiye kadar yoran ve bıktıran sınav sistemleri yok.belki benimle aynı fikirde olmayan kişiler vardır.yinede ülkemizdeki öğrenciler kendini geliştirebilecek sosyal etkinliklere katılım konusunda diğer ülkelerin çok gerisinde.SBS,OKS,LGS uzun zamandır öğrencilerin hayatında bitmeyen bir kabus biçimini aldı.size soruyorum:SBS'ye hazırlanıp da sosyal etkinliklere katılacak vakti olabilen kimler var???SBS,öğrencinin gerçek başarısını ortaya koymak için çok iyi bir sistem.ama neden öğrenci sosyal etkinlikler konusunda sırf SBS yüzünden geri kalsın ki??öğrencilerin gelecek eğitim hayatında çok önemli olmasına rağmen öğrencinin SBS baskısı altında olmaması gerekir.SBS hayatımıza gireli neredeyse 1 yıl olacak.ama maalesef öğrencilerin gelecek umutlarının günden güne azalmasının aardından da 1 yıl geçti.SBS hayatımızı o kadar derinden etkiliyor ki ailenin yardımcı olamadığı durumlarda dershaneler devreye giriyor.dershaneler yüzünden hergün evime ölü gibi gelen ben,SBS'den nefret etmiyorum,ama SBS'nin getirdiği herşeyden nefret ediyorum. binlerce öğrenci hergün "acaba" sorusunu kendine sormaktan dolayı kim bilir ne kadar hayal kırıklığına uğruyordur??acaba kazanamazsam arkadaşlarımın benim hakkımdaki düşünceleri ne olur?,acaba kazanabilirmiyim?,acaba yapabilirmiyim?,acaba başarabilirmiyim?acaba ...hayat acaba'larla dolu oldu şu son 1 yıldır.hayatımız bizim için bir sınav iken SBS'ye de nereden çıktı???SBS'den önce çok başarılı olduğumu düşünürdüm.ama SBS'den sonra acaba eksiklik bende mi?acaba başaramayacakmyım? gibi soruları kendime sorar oldum.öğretmenlerimin başarılı olduğumu söylemesine rağmen içimde büyük bir gelecek kaygısı var.ve yine acaba diye soracağım.acaba siz de aynı şeyi yaşıyor musunuz???
size yaşadığım bir olayı anlatmak istiyorum.bundan 2 ay önce her zamanki gibi dersaneme doğru yol alıyodum.yürürken acaba diyodum.o gün sınav sonuçlarının açıklandığı gündü.sınıfa girdim.yine aynı inek öğrenci manzarasıyla karşılaştım.sınav sonucumu elime almak üzereydim ki adını vermek istemediğim bir arkadaşım sınav sonucumu elimden aldı.neye uğradığımı şaşırdım.ard arda sorular soruyodu."kaç net yaptın?türkçede kaç yanlışın var?kaçıncı oldun?puanın ne?"diye sordu bana.tam ağzımı açıp söyleyecektim ki tamam diyerek sınav sonucumu bana fırlattı.
o günden beri arkadaşlıklarımın da benim sınıftaki başarımla ilgili olduğunu anladım.
aptal bi sınav insanı arkadaşını başarısına göre seçebilecek bir konuma getirebiliyor güzelim ülkemizde.
SBS'den bahsederek moralimi ve sizin moralinizi bozmak istemezdim :D
hayatta SBS'li günler dileğiyle..!!!!! :D:D:D
Yorum (yok)
Yorum yaz!
Kalıcı Bağlantı
15/3/2009
arkadaşlar yine ben!!!:D
bilen var mıdır emin değilim ama nickelodeon'da yayımlanan avatar çizgi filminden bahsetmek istiyorum.gezdiğim sitelerden edindiğim bilgiler itibariyle avatar'ın çok büyük bi hayran kitlesi var ve ben de bu kitlenin içindeyim :D:Dher pazar yeni bölümlerini merakla bekler,hatta cumartesi günleri de tekrar tekrar izlerim :D çok popüler oldu artık.
karakter analizi yapalım biraz da :D:D:D:D
avatar aang:hafif çatlak ama çok yetenikli biri.12 yaşında ama buzdağının içinde kaldığı süreyi sayarsak 112 yaşında.arkadaş katara'ya abayı yakmış :D.katara da karşılık vermez.ama katara onun su bükücü eğitmenidir.zuko da ateş bükücü eğitmeni tabi.toph da toprak bükme eğitmeni oluyo avatar'ın.
soka:benim karakter olarak en çok sevdiğim tiplerden biridir kendisi.bazen yaptığı şakalarla gülmemi sağlayan bi karakter.komik ama yine de çok büyük bir zekaya sahip.
katara:güney su kabilesindeki tek su bükücüdür.kardeşi soka'yla birlikte avatara kankilik ediyolar :D.katara hama adında çatlak bi moruktan kan bükmeyi öğreniyo ilerleyen bölümlerde.bu olaylardan sonra usta bi su bükücü oluyo ve savaş sırasında avatar ve tayfasına yardım ediyo.
zuko:benim en çoooook sevdiğim karakter.(tabi ilerleyen bölümlerde)en başında şımarık bi prens olmasına rağmen 3.kitapta tam anlamıyla bi prens oluyo ve 3.kitabın son bölümünde ateş kralı oluyo arkadaş.aynı zamanda avatar'ın ateş bükücü eğitmeni.adını hatırlamadığım yaşlı bi amcası vardı.neydi yaaa???tamam tamam adı iroh'du.zuko'yu eğiterek onun 3.kitaptaki haline gelmesini sağlıyo.zuko gerçekten iyi biri çünkü katara ve soka'nın annesini öldüren kişiyi buluyo.(zuko işte ne bekleonuz ki???:D:D:D)
azula:zuko'nun nefret dolu kaçık kız kardeşi.en nefret ettiğim karakterdir kendisi.kendi kardeşini öldürmeye çalışır azula ama başaramaz.sonunda zukocan(:D) azulayı ateş ulusu hapisanesine kapatır.azula'nın ilerleyen zamanalrda ne yapacağı bilinmez ama gerçekten çok kurnaz bi yapıya sahip.
avatar hakkında ekleyebileceğim çok şey var ama sizlerin vaktini almak istemiyorum :D:D:Dbelki daha sonraki yazılarda yazabilirim.görüşmek üzere!!!
Yorum (yok)
Yorum yaz!
Kalıcı Bağlantı
14/3/2009
meraba arkadaşlar,
burda yeni sayılırım.ilk yazımı twilight saga serisi ile ilgili yazmak istedim.umarım beğenirsiniz.
hepmizin (ya da büyük bi çoğunlumuzun)bildiği kadarıyla stephenie meyer'in twilight saga'sının ilk üç kitabı yayımlandı.birinci kitap alacakaranlık;bella'nın eğitimi için forks'a gelmesi ile başlıyo.ikinci kitap bella'nın doğum günü ile ilgli ve kalan kısmı oldukça macera dolu(kitaptan daha fazla bahsetmek istemiyorum ki okuyucu meraktan çıldırsın.:D:D:Düçüncü kitaptan bahsetmek istemiyorum açıkçası okuyucunun kitabı okuyarak öğrenmesi daha iyi olur tabi.saga'yı beğenenler çoğunlukta ama okumadan yorumunu yapan çok kişi var.mesela çok olağanüstü olay olmasından,bunların gerçekte olamayacağını düşünen insanlar bu konuda çok olumsuz orum yapabiliyolar.ben tabiki de herkesin ama herkesin okumasını hiddetle tavsiye edenlerdenim.yanlızca internette yazanlardan bahsediyorum.
herkes bez bebeği,selena'yı biliyodur.ailelerin kimi zaman çocuklarıyla bile izlediği şu meşur dizilerden.olağanüstü olaylar çoğunlukta haliyle.çocuklar izledikçe sihirli şeyler yapabileceğini düşünüyo.bu da çok sık olmasa da kazalara yol açabiliyo.size soruyorum:bu dizilerden birini izleyip bir çocuk nasıl sihir yapabileceğini düşünerek kendini bilmem kaç katlı apartmandan aşaı atar???bu günümüz dizilerinin sahip olmak zorunda olduğu prensiplerden biri:sihirli güç.henüz öğrenme ve anlama yaşında olan bir çocuk bir dizi izleyerek sihir yapabileceğini düşünecek duruma gelebiliyor.aileler bişey söylemiyolar tabi.çocuk nası olsa diye geçiştiriyolar.peki bir kitapta olağanüstü bi unsurun bulunması tüm bunlardan sonra çok mu fazla oluyo acaba???twilight saga olağanüstü olaylara yer werdi diye okuyucu deliye dönüyo,ama bir selena ya da bez bebek çocuk sahibi olan aileleri(özellikle 5-6 yaş arası çocuk sahibi aileler)endişelendirmiyo.işin garip kısmı da bu.az bişiy doğaüstü olay var diye aman çok saçma aman çok aptalca diye başlıyo yorumlar,gerisini siz düşünün.kaç sene önce hatırlamıyorum ama herkes anahaber bültenlerinden biliyordur mutlaka:bir çocuk spiderman'i izleyip kendini 7.kattan aşağı atmıştı.bu olay hafızalarda bir yer edinirken günümüzde bu döngü bez bebek vs. ile devam ediyo maalesef.bu konuyla kafanız daha fazla bulanmasın :D:D artık twilight'tan bahsetme zamanı geldi(gerçi yazının başında da bir giriş yapmıştık ama :D:D:D)
twilight saga serisi öncelikle bir vampir-aşk hikayesini anlatıyor.haliyle daha önce de bahsettiğimiz şu doğaüstü olaylardan da var içinde.bella bir insanken edward bir vampir.kulağa garip gelebiliyor belki ama yinede çok hüzünlü bir aşk hikayesi.kimi bölümlerde kendimi tutamayup sesli bi şekilde ohaaaaa dedğim,kimi bölümlerde de üzüntüden ay yazık yaaa dediğim ilginç,güzel ama acıtan bi aşk hikayesi twilight.tutulmayı okurken başlarda jacob'a çok küfür ederdim bella we jacob'ın öpüşme sahnesi nedeniyle :D:Dama sonsözü okuduktan sonra öyle bi nefret ettim ki kendimden.vicdan azabı çektim neredeyse :Dama elimde değil.kitaba öyle bağlanmıştım ki tutamadım kendimi:D.ama herkesin en çok istediği şey edward ve bella aşkının ön plana çıkmasıydı.jacob işin içine girince bella da doğal olarak bir çıkmaza giriyor.tutulmanın sonunda jacob'ınintihar ettiğini sandım inanabiliyomusunuz????öyle bir üzüldüm ki...sonra öyle oladığını öğrenmeme rağmen üzüldüm elimde olmadan...:D neyse bella ve edward'dan bahsedelim biraz da...bella güzel kız.biraz saf ama yine de çok iyi ve güzel bi kız.edward tüm arkadaşlarımdan da aldığım yorumlar itibariyle çok yakışıklı,zeki ve çevik.edward ve bella gerçekten yakışıyolar birbirine.stephenie meyer,gerçekten harika bi yazar.kimin aklına gelebilirki böylesine heyecanlı bi hikaye sonuçta???herkes saga'ya o kadar çok bağlanmış ki sonunda team edward'dan başlayıp team bella'ya kadar uzanan bir takım kuyruğu var ortada.:D:D:D
jasper'a gelelim biraz da.nedense onun için de ayrı bi üzüldüm,rosalie için de aynısı geçerli.jasper'ın çeşitli vampirlerden dolayı vücudunda kalan izlerle ilgili olan bölümü okuyunca hem üzüldüm hem de ürperdim.rosalie için de gerçekten çok üzüldüm.o bölümü okuyunca nerdeyse ağlıyıcaktım :'(.kitabın o kadar çok hüzünlü bölümü vardı ki ağlamaklı oldum kimi zaman.
Yorum (2)
Yorum yaz!
Kalıcı Bağlantı